Son Haberler

Kültür Sanat

Karadeniz 5. Kitap Fuarı ziyaretçilerini bekliyor

Kültür Sanat

Tiyatro yolunda bir ömür: Gazanfer Özcan

Spor

Aykut Kocaman'dan flaş Alex çıkışı!

Politika

CHP'de kriz bitmiyor: Bir istifa daha!

Spor

Bursaspor evinde yenildi

Gündem

Peribacalarının yanındaki inşaat yıkıldı

Politika

CHP'nin 'miting komitesi' kuruldu

Gündem

'Bu seçimler Cumhuriyetin 100. yılını belirleyecek'

Dünya

'DEAŞ'ın elindeki son yeride kaybediyor'

Kültür Sanat

Konstantiniyye'nin manevi fatihi : Akşemseddin

Politika

Japonya'dan Trump sürprizi

Dünya

IKBY İran'a petrol sevkiyatını durdurdu

YAZARLAR

Tüm Yazıları Şahin BİNGÖL

Enflasyon, faiz büyüme ve türkiye örneği

30.01.2019 17:00

En basit tanımıyla enflasyon, mal ve hizmetlerin fiyatlarının sürekli artmasıdır. Peki, enflasyon niçin ortaya çıkar? Bunun en temel iki sebebi vardır. Birincisi ekonomideki toplam talebin toplam arzdan fazla olmasıdır. İkincisi de, mal ve hizmetleri oluşturan maliyet unsurlarındaki (ücret, hammadde, döviz kurları) artıştan kaynaklanır. Ülkemiz açısından 2018 yılının enflasyon açısından kötü geçmesinin sebebi ikinci unsurdur. Zira 2018 yılında spekülatif ataklarla döviz kurlarının yükselmesi ithal edilen hammadde-yarı mamul, enerji fiyatları ve nihai malların fiyatlarını direkt arttırarak, maliyet yönlü enflasyonun oluşmasına sebep olmuştur.

Merkez Bankası 2018 yılının ikinci yarısında oluşan bu olumsuz duruma karşı kanunen kendisine görev olarak verilen fiyat istikrarını sağlamak için, döviz kurlarını baskılamak amacıyla faiz oranlarını agresif bir şekilde yükseltmiştir. Bunun sonucunda döviz kurlarındaki aşırı oynaklık nispeten istikrara kavuşmuştur. Faiz oranlarındaki bu artış ülkemiz açısından son derece olumsuz bir tablo ortaya koymuştur. Zira adı konmamış olsa da yüksek enflasyon ortamında ekonomide toplam talepte bir miktar azalma görülmektedir. İktisat biliminde stagflasyon olarak adlandırılan bu durumu ülkemizde 2001 yılında büyük bir şiddetle yaşamıştır. Peki, bundan sonra ekonomi yönetimi ne yapmalıdır?

Burada öncelikle tespitlerimizi doğru yapmalıyız. Yüksek faiz politikasının ülkemiz açısından uzun bir süre sürdürülemeyeceği aşikârdır. Zira her ne kadar döviz kurlarını baskılama aracı olarak kullanılsa da, yüksek faiz maliyet unsuru yoluyla fiyatlar genel düzeyinin artmasında en temel faktörlerden biridir. Bu noktada Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın; “Yüksek faiz, enflasyonun ve işsizliğin temel sebebidir” sitemi de son derece yerindedir.

Yüksek faiz ortamında, yatırımlar ertelenir veya azalır. Bu da toplam arzda azalışa sebep olduğu gibi ekonomide işsizlik artar. Bu durum da ülkemizin para politikasından sorumlu kurum olan Merkez Bankası, önümüzdeki aylarda kademeli olarak faiz oranlarında indirime gitmelidir. Uzun kademeli olarak faiz oranlarından indirime gitmelidir. Uzun vadede enflasyonu ve yüksek faizleri düşürmek için, ekonomimizin yumuşak karnı olan maliyet unsurlarının fiyatlarını baskılamak gerekir. Bunun içinde ekonomideki reel sektörün verimli (ölçek ekonomisi) çalışması, dünya ile rekabet edebilecek sektörlerimizin geliştirilmesi gibi direkt reel sektörü baz alan çözümler bulunmalıdır.