Son Haberler

Ekonomi

O paraları geri alabilirsiniz: Full pakete iade

Gündem

Kılıçdaroğlu kurnazlığı: İnceciler İP'e peşkeş çekildi

Spor

Zirvenin tek sahibi Başakşehir

Politika

Açtıkları çukurları onlara mezar edeceğiz

Gündem

Üs bölgelerine saldıracaklardı jetler imha etti

Spor

Galatasaray taraftarından Arda'ya ıslıklı tepki!

Spor

Beşiktaş yıldız oyuncuyla yollarını ayırdı!

Gündem

Marmara'da korkutan deprem!

Gündem

Bir kişi raylara düştü, metro seferleri durduruldu!

Gündem

Tren kazasıyla ilgili korkunç itiraf: "Makas değiştirmeyi unutmuş olabilirim"

Gündem

Hırsızlıkla suçlayan market görevlilerine 27 yıl hapis istemi!

Gündem

Kızıldeniz'de altın arayacağız!

YAZARLAR

Tüm Yazıları Hulusi ŞENTÜRK

Teşhis tamam, sıra tedavide!

09.10.2018 11:31


Son açıklanan orta vadeli plan, ekonomi yönetimimizin sorunları gördüğünü ortaya koymaktadır. İlk etapta maliye ve para politikalarından oluşan bir önlemler sepeti devreye sokulmuş ve yaşanan sürecin öncelikle kontrol altına alınması sağlanmıştır. Bunun ardında da yapısal sorunlara yapısal çözüm paketleri devreye girecektir.

Her şer, bünyesinde hayır barındırır. Önemli olan sadece şer olanı ortadan kaldırmak değil, bunu yaparken aynı zamanda hayrı da elde edebilmektir. Yapılan açıklamalara ve sürdürülen çalışmalara baktığımızda, ekonomi yönetimimizin hayra vesile adımları es geçmeye niyetli olmadığı görülmektedir.

Ucuz kur ortamından yararlanarak, sadece kısa vadeli menfaatler odaklı yaklaşımların, orta ve uzun vadede sorunları büyüttüğü yaşayarak öğrenilmiştir. Bu deneyimden hareketle, kur politikalarından bağımsız olarak, katma değeri esas alan üretim politikaları üzerinde yoğunlaşmaya başlanmıştır. Özellikle de hammaddeden ürüne uzanan entegre üretim projelerinin devreye alınmaya çalışılması her türlü takdire şayandır.

Elbette geçiş sürecinde kimi sıkıntılar yaşanacaktır ancak önemli olan yarını feda ederek bu günü kurtarmak değil, bu gün yaşanan sorunlara çözüm üretirken geleceği de sağlıklı olarak inşa edebilmektir. Bu süreçte, ucuz kur politikalarına dayalı işletmelerin sıkıntı çekmesi kaçınılmazdır ve onlar için de tek çözüm yolu, kendi bünyelerinde radikal adımları atarak değişim ve dönüşümü gerçekleştirmeleridir.

ABD’nin 1940’ların ikinci yarısında inşa etmeye başladığı küresel sistemi bu gün ortadan kaldırmaya çalışmasını iyi okumamız gerekmektedir. Kısa vadede ABD ekonomisinde bir canlanma yaşanacaksa da, bunun orta vadede tersine döneceği de açıktır. Bu sebeple, bir yandan kısa vadede ABD tercihlerinin ortaya çıkardığı sorunlara çözüm üretirken diğer yandan da orta vadede yaşanması kaçınılmaz olan küresel gelişmelere de hazırlıklı olmak zorundayız.

Türkiye, enerji bağımlılığı dışında aslında küresel de olsa, ulusal da olsa ekonomik pazarların şartlarına göre konum alabilecek potansiyele sahiptir. Enerji bağımlılığımızın ortadan kaldırılması yolunda atılan adımların çevresi bahanelerle baltalanmasına müsaade etmememiz gerekmektedir. Bunun için de özellikle kamuoyu desteğinin önemi çok büyüktür. Başta nükleer olmak üzere, bu alanda atılan adımları baltalamaya çalışanların asıl amaçlarının “üç-beş ağaç” olmadığını bilmemiz gerekmektedir. Gezi kalkışmasında ağaç bahanesi ne ise, enerji bağımlılığını ortadan kaldırma çabasına karşı politikaların amacı da aynıdır.

Enerjide dışa bağımlılığı önemli oranda azalmış bir Türkiye’nin, gerek kur dalgalanmalarından ve gerekse küresel pazardaki değişimlerden olumsuz etkilenmesi son derece düşük olacak, enerjiye ayrılan kaynakların ekonomiye kazandırılması ile de, güçlü büyümenin kapıları açılmış olacaktır.

Ekonomi yönetimimizin özellikle enerji alanındaki tecrübesi ve yaklaşımları sayesinde ülkemiz bu süreci normalden daha hızlı geçirecektir. Özellikle de madenlerimizin verimli ve etkin çalıştırılması ile enerjiden sonraki en ciddi bağımlılığımız olan hammaddede de sorunların kısa zamanda ortadan kalkmasından sonra Türkiye’yi kimse tutamaz. Tabi ki, bunu gören ve bilen küresel güçler, ülkemizin bu adımı atmaması için her yolu deneyecektir.  Önlerindeki en büyük fırsat da Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerdir. Önümüzdeki günlerde tüm güçleriyle bu seçimlere oynayacaklardır. Ama biz milletimizin her zamanki feraseti ile bu oyunu bozacağına inanıyoruz. Vatan, bayrak, millet derdi olan siyasi kadroların, hangi etnik kökene, hangi siyasi düşünceye sahip olurlarsa olsunlar, bu süreçte üzerlerine düşen sorumluluğu kuşanacaklarını umut ediyoruz.

Unutmayalım, bizim gidebileceğimiz başka bir ülke yok.

Bu ülkeye sahip çıkacak bizden başka kimse de yok.

Mehmet Akif’in dediği gibi: ”Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.”

Selam ve dua ile.